enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
49,2705
EURO
55,2972
ALTIN
6.644,78
BIST
12.265,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
24°C
Salı Hafif Yağmurlu
19°C
Çarşamba Yağmurlu
18°C
Perşembe Yağmurlu
16°C

Ağrı Diyadin’deki Maden Faaliyetleri Halkın Yaşamını ve Doğayı Tehdit Ediyor

Ağrı Diyadin’deki Maden Faaliyetleri Halkın Yaşamını ve Doğayı Tehdit Ediyor
11 Ekim 2026 08:06
A+
A-

Ağrı’nın Diyadin ilçesinde, mahkeme kararlarıyla iki kez durdurulan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun ardından, üçüncü kez “ÇED olumlu” raporu alarak maden arama çalışmalarına başlayan şirketlerin faaliyetleri, bölge halkının yaşamını olumsuz etkiliyor. Gerçekleştirilen patlamalar, özellikle Qerece köyündeki evlerde derin çatlaklara yol açarken, köylüler can ve mal güvenlikleri için bağımsız bir inceleme talep ediyor.

Patlamalar Evleri Yıkıyor, Huzuru Kaçırıyor

Artemisia Turizm Otelcilik İşletmeleri Ltd. Şti. ile Yapı ve Yapı İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yürütülen maden arama çalışmalarında kullanılan yoğun patlayıcılar, bölge halkı için büyük bir tehdit oluşturuyor. ÇED raporunda patlayıcıların yol açacağı hasarın “minimal düzeyde” gösterilmesine rağmen, Qerece köyünde evlerin duvar ve damlarında ciddi çatlaklar meydana geldi. Kent merkezinin 52 kilometre güneydoğusunda, Diyadin’in ise 13 kilometre güneybatısında bulunan bu projeden en çok etkilenen yerleşim yerlerinden biri Qerece köyü oldu.

Köylüler, patlatmalar sırasında evlerinin adeta bir deprem yaşanıyormuş gibi sarsıldığını, bu durumun huzurlu bir yaşam sürmelerini engellediğini dile getiriyor. Hasar gören evini gösteren bir yurttaş, “Bizim halimiz budur. Patlama olduğunda sabaha kadar uyuyamıyoruz. Bu halde bizler nasıl uyuyalım? Evin damı çatlamış, her yerde çatlaklar oluşmuş. Bizler ne yapacağız?” sözleriyle çaresizliğini ifade etti.

Kenan Karakuş isimli başka bir yurttaş ise, “Bu patlamalardan dolayı evimizde ciddi çatlaklar oluşmuş. Patlatmalardan dolayı evimizin kapısı kırılmış, duvarlar yıkılmış. Tamir ediyoruz ama yine patlatmalar oluyor ve çatlaklar oluşuyor. Daha bunları yeni yapmıştım. Kış geldi, biz mecburuz, yine yapacağım. Bu şirket çalışmalarını sürdürdüğü sürece bu çatlaklar olmaya devam edecek” diyerek duruma tepki gösterdi.

Bağımsız İnceleme ve Güvenlik Talebi

Patlatmaların evlere verdiği zararın boyutu, henüz bağımsız bir teknik incelemeyle netleşmiş değil. Bölge halkı, patlamaların etkilerinin kapsamlı bir şekilde araştırılmasını, evlerindeki hasarların tespit edilmesini ve insan sağlığı ile can güvenliğini koruyacak acil önlemlerin alınmasını talep ediyor.

Doğaya ve Geçim Kaynaklarına Büyük Tehdit

Maden arama sahası, sadece evlere zarar vermekle kalmıyor, aynı zamanda bölgenin ekolojik dengesini ve halkın temel geçim kaynaklarını da derinden etkiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından “Sera Organize Tarım Bölgesi” ilan edilen bu alanda yürütülen proje, hayvancılık ve tarımla geçinen 12 köyü olumsuz etkileyecek. Projeyle birlikte bu köylerde yaşayanların geçim kaynaklarının yok olması ve doğanın geri dönülmez biçimde tahrip olması endişesi yaşanıyor.

Madenin çıkarıldığı alan, ilçenin su yatakları ile bölgeden geçen Murat Nehri’nin ana kaynağı ve güzergâhı konumunda. Aynı zamanda tarihi yerleşim alanlarının merkezinde yer alan bu bölge, altın arama çalışmalarıyla büyük bir tahribatla karşı karşıya. Kaplıca sularının da önemli bir kaynağı olan bu alanın, büyük bir ekolojik yıkıma uğrama riski bulunuyor. Söz konusu maden arama çalışmaları, bölgenin tamamında geri dönüşü imkânsız tahribatlara yol açma potansiyeli taşıyor.

Siyanürle Altın Kazanımı ve Çevresel Riskler

Proje için verilen üç ayrı ÇED raporuna rağmen, yer altı sularını, su kaynaklarını ve Murat Nehri havzasını kirletme riski devam ediyor. Bölgenin tarım alanları, mera varlığı, canlı türleri, flora ve fauna zenginliği de proje nedeniyle tehdit altında. Açık ocak işletmeciliği sonucunda arazide büyük çukurlar ve basamaklı yapılar oluşacağı, bu alanların eski doğal yapısına kavuşturulmasının ve yeniden ağaçlandırılmasının imkânsız olacağı belirtiliyor.

Şirket, projede açık ocak işletmeciliği ve yığın liçi yöntemiyle altın kazanımını öngörüyor. Yığın liçi yönteminde, cevher belirli bir alanda yığınlar halinde işlenerek altın kimyasal çözeltiler aracılığıyla ayrıştırılıyor. Bu yöntemin uygulanmasında su yönetimi, sızıntıların önlenmesi, atıkların güvenli depolanması ve toprak ile yer altı suyunun korunması kritik önem taşıyor. Sistemin yeterince güvenli tasarlanmaması, işletilmemesi veya denetlenmemesi durumunda kimyasal çözeltilerin çevreye sızması, su kaynaklarının kirlenmesi ve toprak kalitesinin bozulması gibi ciddi riskler ortaya çıkıyor. Bu durum, suyun bölgenin yaşamı ve hayvancılık açısından taşıdığı önemi ve olası çevresel tehlikeleri bir kez daha gözler önüne seriyor.

Proje kapsamında dağların kazılması ve patlatılması, bitki örtüsünün kaldırılması, doğal habitatların parçalanması, yaban hayatının yaşam alanlarının daralması ve toprağın doğal yapısının değişmesi gibi riskler de mevcut. Bölgenin hayvancılık ve tarımsal faaliyetlerle bağlantılı yaşam alanları açısından arazi kullanımındaki değişim de önem taşıyor. Meraların daralması, otlatma alanlarına erişimin zorlaşması ve toz oluşumu, bölgenin geçim kaynakları üzerinde baskı yaratabilecek başlıca sorunlar arasında yer alıyor.

Projenin Geçmişi ve Güncel Durum

Diyadin’e bağlı Meleqere köyünde devam eden bu siyanürle altın arama projesi, bölgenin doğal yapısı, tarım ve mera alanları ile yerleşim yerleri üzerindeki tehdidini sürdürüyor. Maden sahası, 2002 yılında ABD merkezli Newmont şirketi tarafından keşfedilerek ruhsatlandırıldı. Proje, 2013 yılında Koza Altın A.Ş.’ye devredildi. Şirketin 2015 yılında kamuya devredilmesinin ardından teknik çalışmalar devam etti ve 2022 yılına kadar tesis kurulumuna yönelik hazırlık aşamasına gelindi. Mollakara Altın Madeni Tesisi ve Yardımcı Binalar Yapım İşi sözleşmesi, 8 Ağustos 2023 tarihinde Fernas İnşaat A.Ş. ile imzalandı ve 11 Ağustos 2023 tarihinde yüklenici firmaya yer teslimi yapıldı. 18 Aralık 2024 tarihli sözleşme devir anlaşmasıyla iş, Artemisia Turizm Otelcilik İşletmeleri Ltd. Şti. ile Yapı ve Yapı İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret A.Ş. adi ortaklığına devredildi. Yaklaşık 470,56 hektarlık bir alanı kapsayan proje kapsamında önümüzdeki 5 yıl içerisinde toplam 15-17 ton civarında altın üretilmesi hedefleniyor.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.