Kırşehir Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan Orhan Çaçan hakkında, Kürtçe “Zelê” ismini kullanan ancak nüfusta “Sevgül” olarak kayıtlı kız kardeşiyle yaptığı görüşme gerekçe gösterilerek bir aylık iletişim yasağı cezası verildi. Çaçan’ın bu görüşme nedeniyle “görüşme hakkı olmayan ve nüfus kaydında bulunmayan üçüncü bir kişiyle telekonferans” gerçekleştirdiği iddia edildi.
Çaçan’ın avukatları aracılığıyla aktardığı bilgilere göre; 28 Temmuz’da yaptığı telefon görüşmesi sırasında kimlikteki adı “Sevgül” olan ancak Kürtçe “Zelê” ismini kullanan kız kardeşi ile görüşmek istemesi üzerine telefon görüşü kesildi. Orhan Çaçan, erkek kardeşi ile yaptığı telefon görüşü sırasında, başka bir telefonda olan kız kardeşi Zelê’nin hastaneden çıkması nedeniyle sağlık durumunu merak ettiği için görüşmek istedi. Konuşma sırasında görüşme santral tarafından kesildi. Çaçan, bu kesintiye itiraz etmesi üzerine ise hücresine gelen gardiyanlar tarafından darp edildiği belirtildi.
Cezaevi idaresi tarafından Çaçan hakkında 30 Temmuz’da, “İkinci bir telefon aracılığıyla ‘Zelê’ isimli şahsın görüşmeye bağlanması suretiyle telekonferans gerçekleştirdiği” gerekçesiyle soruşturma açıldı. Çaçan, soruşturma kapsamında 3 Ağustos’ta verdiği savunmasında, telefon görüşmesi yaptığı Zelê isimli kişinin kız kardeşi olduğunu, görüşme hakkı olmayan kimse ile görüşmediğini belirtti. Çaçan, telefon kesintisi nedeni ile görüşme hakkından kalan sürenin telefon görüş hakkına eklenmesini talep etti.
Kız kardeşi ile telefon görüş hakkı bulunmasına rağmen cezaevi idaresi, Çaçan’ın “görüşme hakkı bulunmayan üçüncü bir kimseyle telekonferans” gerçekleştirdiğini iddia ederek 5 Ağustos’ta hakkında, bir ay süreyle “haberleşme ve iletişim araçlarından yoksun bırakma” cezası verdi. İdare kararında, Çaçan’ın nüfus kayıt örneğinin incelendiği ve bu kayıtlara göre “Zelê” isimli bir kardeşinin bulunmadığı, bu nedenle görüşmeye katılan kişinin kız kardeşi olduğu yönündeki beyanlarının doğrulanamadığı öne sürüldü.
Çaçan, idarenin disiplin cezası kararına karşı 21 Ağustos’ta İnfaz Hakimliği’ne itiraz başvurusunda bulundu. Çaçan, başvurusunda idarenin iddia ettiği gibi herhangi bir şekilde telekonferans yapmadığını, erkek kardeşi ile telefonda görüşürken hastaneden dönen Zelê adındaki kız kardeşi ile görüşmek istediğini yineledi. İdare tarafından hakkında “telekonferans gerçekleştirme” gerekçesiyle soruşturma açıldığını ancak kararın nüfus kayıt örneğine dayandırıldığına dikkat çeken Çaçan, “Nüfus kayıtlarına göre Zelê isimli bir kardeşim olmadığı söylenerek soruşturma ile ilgisi bulunmayan başka bir gerekçe gösterilerek cezaya hükmedilmiştir. Bu başlı başına çelişkili bir durumdur ve cezalandırmaya dönük bir anlayışın tezahürüdür. Çünkü savunma istem yazısı ile bir aylık iletişim cezasını öngören kurul kararı çelişmektedir” ifadelerini kullandı.
Orhan Çaçan, 1974’te Bitlis‘in Tatvan ilçesine bağlı Çursin köyünde dünyaya geldi. Köyleri yakıldıktan sonra ailesi ile birlikte İstanbul’a göçertilen Çaçan, 1990’lı yıllarda Kürt Özgürlük Hareketi ile tanıştı. Çaçan, birçok kez gözaltına alınarak daha sonra serbest bırakıldı. 1999’da köy korucusu Mehmet Şirin Tekin’in öldürülmesi ile ilgili soruşturma gerekçesiyle gözaltına alınan Çaçan’ın aleyhine beyanlarda bulunan C.T. ve A.D.’nin yargılama sürecinde ifadelerini geri çekmesine rağmen “tanık beyanları” gerekçe gösterilerek, 2003’te müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Çaçan’ın başvurusu üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2010’da tanıkların değişen beyanlarına rağmen yeniden dinlenmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verdi. AİHM kararı sonrasında yeniden yapılan yargılama sonucunda, Çaçan hakkında bir kez daha müebbet hapis kararı verildi. 1999’dan bu yana cezaevinde tutulan Çaçan, cezaevi sürecinde Kürtçe ve Türkçe hikâye ve yazılar kaleme aldı.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.