enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,8531
EURO
55,6986
ALTIN
6.714,05
BIST
12.888,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
22°C
Cumartesi Az Bulutlu
24°C
Pazar Hafif Yağmurlu
23°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
21°C

Perihan Sosa: “Oğlum Bu Mücadelenin ve Bu Yolun Aşığıydı, Hayattaki Gururum Oldu”

Perihan Sosa: “Oğlum Bu Mücadelenin ve Bu Yolun Aşığıydı, Hayattaki Gururum Oldu”
24 Eylül 2026 08:12
A+
A-

Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren Mahmut Sosa’nın annesi Perihan Sosa, oğlunun mücadeleye olan bağlılığını ve bu uğurda verdiği bedeli anlattı. Sosa, “Oğlum bu mücadelenin ve bu yolun aşığıydı. Benim de hayattaki gururum oldu” ifadelerini kullandı.

Kürt özgürlük mücadelesinde farklı zamanlarda yaşamını yitirenlerin aileleri, kayıplarının yasını barış mücadelesiyle birleştiriyor. Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde düzenlenen bir anma programında konuşan Mahmut Sosa’nın (Siyabend Agirî) annesi Perihan Sosa, oğlu ve mücadelesi üzerine değerlendirmelerde bulundu.

1993 yılında Ağrı’nın Tutak ilçesine bağlı Kanî köyünde dünyaya gelen Mahmut Sosa, Temmuz 2014’te özgürlük mücadelesine katıldı. 29 Eylül 2014 tarihinde Afrin’de çıkan bir çatışmada yaşamını yitirdi.

“Bu Yolun Aşığıydı”

Oğlunun DAİŞ işgaline karşı Kobani direnişine katıldığını belirten Perihan Sosa, oğlunun mücadelesine olan derin bağını şöyle ifade etti: “Oğlum bu mücadelenin ve bu yolun aşığıydı. İki oğlumu daha önce trafik kazasında kaybetmiştim, o yüzden ona ‘gitme, senin yokluğuna da dayanamam’ dedim. O da bana, ‘Anne, yaşadığım sürece yolum onların yoludur. Evet, sen benim annemsin, beni büyüttün, büyük emekler verdin ama ben gideceğim. Bu yüzden de ağlama’ dedi ve çantasını alıp İstanbul’a gitti. Sonra onun bir küçüğü beni arayıp ‘Anne, abim bir haftadır kayıp’ dedi. O günden sonra da hiçbir zaman haber alamadım. O hepimizin onuru oldu. Benim de hayattaki gururum oldu. Çünkü bu mücadele ve direniş bütün Kürt halkınındır. Benim onunla başım diktir. Oğlum zorla değil, isteyerek ve büyük bir aşkla gitti. Yüreğinde her zaman gitme arzusu vardı.”

“Mücadeleden Uzak Durmadı”

Oğlunun köydeki yaşamını anlatan Perihan Sosa, “Çantasında her zaman kitaplar, afişler, sarı, kırmızı ve yeşil flamalar vardı. Hiçbir zaman mücadeleden ve partiden uzak olmadı. Onun gidişinden sonra çok aradım. Şahadet haberini 10 yıl sonra aldık. Arkadaşlarıyla beraber Suruç’a defnedilmiş” şeklinde konuştu.

“Ona Layık Bir Mezarı Olsun İstiyorum”

Oğlu mücadeleye katıldıktan sonra köyden ayrıldıklarını dile getiren Perihan Sosa, barış çağrısını yenileyerek şunları söyledi: “Barış istiyorum. Artık evlatlarımızın kanı dökülmesin, annelerin gözlerinden yaşlar akmasın. Annelerin yüreği yaralıdır, ciğerlerimiz paramparça oldu. Bir annenin evladını kaybetmesi çok zor. Artık barış gelsin, biz de cenazelerimize kavuşalım. Cenazelerimizi memleketimize, ailemizin yanına getirmek istiyoruz. Hiç olmazsa oğlumun kemiklerini getirip vefat eden iki çocuğumun yanına defnetmek istiyorum. Üç çocuğumun da mezarlarını yan yana koymak istiyorum. Onları ziyaret edip dua etmek istiyorum. Oğlumun kaderi, rızkı, ekmeği, suyu da dağlardaymış. Mücadelesi için savaşmış, bazen aç kalmış, direnmiş, büyük emekler vermiş. Ben de ona layık bir şekilde bir mezarı olsun istiyorum. Belki o zaman yüreğimize biraz da olsa su serpilirdi. Her gün uyandığımda keşke onun da mezarı diğer çocuklarımın yanında olsaydı diyorum.”

Sosa, devletin barış sürecine katkı sunması gerektiğini vurgulayarak, geçmişte yaşanan baskılara da değindi: “Eğer bu devletin biraz vicdanı varsa bu barışın gerçekleşmesi için elini taşın altına koyar. Gerillalar, omuzlarındaki silahları yakarak barış için önemli bir adım attı. Şimdi ise karşı tarafın buna cevap olması lazım. Kürtlerin hakkını veren bir yasa istiyoruz. Abdullah Öcalan, Selahattin Demirtaş ve bütün tutsaklar serbest bırakılsın. Bugün yüzlerce ailenin gözü cezaevlerindedir. Yine de başım dik, çünkü oğlum onurlu ve şerefli bir yolu tercih etti. Yıllar önce sırf renklerinden dolayı başımızdan yazmalarımızı alıyorlardı. Kendi anadilimizi bile konuşamıyorduk. İnsanları köylerin ortasında toplayıp işkence ediyorlardı. Bugün kazandığımız her şey onun ve yoldaşlarının verdiği emek ve mücadele sayesinde oldu. Onlar bizim için en büyük şeref oldu.”

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.