Dersim’de “Barışa Çağrı” başlığıyla bir açıklama yapan Demokratik Alevi Derneği (DAD), Aleviler adına barış karşıtı söylemlere karşı çıktı. DAD, kendilerini barış sürecinin seyircisi değil, aktif öznesi olarak gördüklerini vurguladı.
Dersim merkezde, iki çayın birleştiği Jara Gola Çetu’da düzenlenen basın açıklamasında, analar öncülüğünde çıralar yakılıp dualar edildi ve lokmalar paylaşıldı. Açıklamayı DAD Genel Sekreteri Engin Güneser yaptı.
İçinden geçilen dönemin savaşların, çatışmaların ve toplumsal krizlerin derinleştiği tarihsel bir süreç olduğuna dikkat çeken Güneser, “Böyle bir dönemde barıştan yana olmak bizler için en ikrarlı duruştur” dedi. Güneser, barışı sadece silahların susması olarak değil; hakların tanınması, adaletin sağlanması, demokratik siyasete alan açılması, eşit yurttaşlığın güvence altına alınması ve toplumların kendi kimlikleriyle özgürce yaşayabilmesi olarak değerlendirmek gerektiğini belirtti.
Güneser, DAD olarak Barış ve Demokratik Toplum perspektifini halkların ortak yaşamı için hayati önemde gördüklerini ifade etti. Bu sürecin yalnızca destekçisi değil, öznesi olarak sahiplendiklerini dile getiren Güneser, “Alevi toplumunun tarihsel hafızasında rıza, barış iklimi, eşitlik, özgürlük ve birlikte yaşam temel değerlerdir. Bu nedenle barış, biz Aleviler açısından dışsal bir tercih değil; toplumsal varoluşumuzun en temel ilkelerinden biridir. Tahakkümün, inkârın ve tekçiliğin karşısında; rızayı, çoğulculuğu ve demokratik yaşamı savunmak yolumuzun tarihsel sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.
“Alevileri barış karşıtı göstermeye yönelik her türlü manipülasyonu ve Aleviler adına barış karşıtı söz söyleme girişimlerini reddediyoruz” diyen Güneser, “Alevilerin tarihsel hafızası savaşların değil, birlikte yaşamın ve rızalaşmanın hafızasıdır. Bizler bu nedenle kendimizi barış sürecinin seyircisi değil, özne olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.
Yeni eğitim-öğretim yılına başlandığına değinen Güneser, eğitim müfredatlarındaki dinci, milliyetçi ve cinsiyetçi içeriklerin kaldırılması gerektiğini vurguladı. Güneser, zorunlu din derslerinin geri çekilmesi ve eğitimi dinselleştiren tüm projelerin iptal edilmesi çağrısında bulundu. Anadilin sadece bir iletişim aracı değil; kimliğin, kültürün, hafızanın ve toplumsal varoluşun temel taşı olduğunu belirten Güneser, Kürt halkının kendi anadili olan Kürtçeyi özgürce kullanması, öğrenmesi ve gelecek kuşaklara aktarmasının en temel haklardan biri olduğunu söyledi.
Güneser, Kürtçenin eğitim dili olarak kullanılmasının ve okullarda öğretilmesinin önündeki tüm engellerin kaldırılması gerektiğini savundu. Kürt çocuklarının kendi anadillerinde eğitim alma hakkının güvence altına alınmasının önemine dikkat çeken Güneser, anadil hakkının tanınmasının sadece bir dil hakkı değil, aynı zamanda eşit yurttaşlığın, kimliğe saygının ve demokratik toplumun temel koşullarından biri olduğunu ifade etti.
Sözlerini bir çağrıyla tamamlayan Güneser, şunları kaydetti: “Bulunduğumuz her yerde barışın dilini büyütelim, toplumsal diyaloğu güçlendirelim ve barışın toplumsallaşması için tarihsel sorumluluk üstlenelim. Çünkü kalıcı barış, yalnızca siyasal aktörlerin değil, toplumun ortak iradesiyle kurulabilir. Barış olmadan demokratik toplum, demokratik toplum olmadan kalıcı barış kurulamaz. Biz DAD olarak barışın ve demokratik toplumun yanında olmaya, bu sürecin toplumsal öznesi olarak mücadele etmeye devam edeceğiz. Zaman sahipsiz, mekan rızasız, mazlum çaresiz değildir.”
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.