Meclis Başkanlığı’na sunulan ve kamuoyunda çerçeve yasa olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi yasa taslağını değerlendiren ceza hukukçusu Ercan Kanar, düzenlemenin mevcut haliyle demokratikleşme ve özgürlükler noktasında ciddi eksiklikler barındırdığını belirtti.
Taslağın bir başlangıç ve tartışma zemini olduğunu ifade eden Kanar, düzenlemenin kapsamına dair eleştirilerini sıraladı. Yaklaşık 3 bin 500 PKK’li hükümlüye serbestlik getirilmesinin öngörüldüğünü hatırlatan Kanar, Abdullah Öcalan ve örgütün üst düzey yöneticilerinin kapsam dışı bırakılmasının yasanın özgürlükçü amacına engel teşkil ettiğini savundu. Kanar, “Bu haliyle yasa tam anlamıyla özgürlüğe hizmet eden bir yasa olmaz. Yasanın çok eksik ve yetersiz bir çerçevesi var” dedi.
Güvenlik anlayışının sadece devlet odaklı değil, bireylerin en geniş ve kalıcı özgürlüklere kavuşması üzerinden kurgulanması gerektiğini vurgulayan Kanar, taslakta yer almayan demokratik adımlara dikkat çekti. Kanar, gerçek bir çözüm için koruculuk sistemine son verilmesi, karakol yapımlarının durdurulması ve anadilde eğitim hakkının tanınması gerektiğini ifade etti.
Ayrıca yerel yönetimler özerklik şartındaki çekincelerin kaldırılması, seçim barajının silinmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına tam uyum sağlanması gerektiğini belirten Kanar, yargılamalarda silahların eşitliği ilkesinin önemine değindi.
Yasa taslağının özgürlükler açısından yeterli hale gelmesi için toplumsal bir mücadelenin şart olduğunu söyleyen Kanar, acil atılması gereken adımlardan birinin de ağır hasta tutuklu ve hükümlülerin serbest bırakılması olduğunu kaydetti. Kanar, infaz sürelerinin ardından siyasal haklara kavuşma süresinin de kısıtlanmaması gerektiğini savunarak, demokratikleşme perspektifinin tüm kesimleri kapsaması gerektiğini belirtti.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.