DAİŞ’in 3 Ağustos 2014 tarihinde Şengal’e yönelik gerçekleştirdiği soykırım saldırılarının üzerinden 12 yıl geçti. O günleri kamerasıyla yerinde takip eden ve yaşananları dünyaya duyuran gazeteci Hayri Kızıler, fermanın yıl dönümünde katliam sürecini ve sonrasındaki gelişmeleri değerlendirdi. Kızıler, uluslararası alanda soykırımın kabul edilmesinin tek başına yeterli olmadığını, Êzidîlerin statüsünün tanınması gerektiğini vurguladı.
Saldırı sırasında Şengal’de bulunan Kızıler, Musul’un düşmesinin ardından bir saldırının beklendiğini ancak bölgedeki askeri güçlerin halkı korumadığını belirtti. Irak Devleti ve KDP’nin o dönemde bölgedeki temel güçler olduğunu hatırlatan Kızıler, KDP peşmergelerinin saldırı günü halka haber dahi vermeden geri çekildiğini söyledi. Kızıler, “Şengal halkı 73 ferman yaşamış bir halk olarak yine savunmasız bırakıldı. KDP, ‘Şengal’i savunacağız’ demesine rağmen güçleri varken bölgeyi terk etti” ifadelerini kullandı.
Şengal’in tarih boyunca maruz kaldığı saldırılara dikkat çeken Kızıler, 1975 yılında da benzer bir durumun yaşandığını hatırlattı. KDP’nin o dönemde de silah bırakarak bölgeyi terk etmesinin ardından Saddam rejiminin savunmasız halka saldırdığını belirten Kızıler, Türkiye’de 1990’lı yıllarda yaşanan köy boşaltmalarına benzer şekilde Saddam rejiminin de Şengal halkını dağlardan indirip ovalara ve çöllere göç ettirdiğini söyledi. Kızıler, 2014’teki saldırının bu tarihsel sürecin bir tamamlayıcısı niteliğinde olduğunu ifade etti.
Şengal’in kaderine terk edildiği bir anda müdahale eden güçlerin büyük bir soykırımı engellediğini vurgulayan Kızıler, PKK, YPG ve YPJ’nin direnişi sayesinde halkın korunduğunu belirtti. Bugün Şengal’in kendi savunmasını, yönetimini ve kurumlarını oluşturarak özerk bir yapıya kavuştuğunu söyleyen Kızıler, bu yapının çeşitli güçler tarafından tasfiye edilmek istendiğine dikkat çekti. Kızıler, bölgedeki çözüm süreçlerine ve Abdullah Öcalan‘ın toplumsal barışa yönelik perspektiflerine atıfta bulunarak, devam eden süreçlerin Şengal üzerinde de etkisi olacağını kaydetti.
Soykırımın uluslararası alanda tanınmasının pratik sonuçlar doğurması gerektiğini savunan Hayri Kızıler, hesap verilebilirliğin önemine değindi. Kızıler, “Bu soykırımı sadece DAİŞ yapmadı; halkı terk edenler ve buna zemin hazırlayanlar da sorumludur. En büyük suçlulardan biri KDP’dir. KDP ve Irak Devleti bu süreçteki rolleri nedeniyle yargılanıyor mu? Hayır. Bu insanlar yargılanmadığı sürece soykırımın kabul edilmesinin bir anlamı kalmaz” dedi. Kızıler, Şengal’in statü kazanmasının yeni fermanları engellemek için tek yol olduğunu sözlerine ekledi.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.