Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Bakırköy Şubesi, 15 Haziran’da evine yapılan baskınla gözaltına alınan ve ardından tutuklanan Şube Örgütlenme Sekreteri Çiğdem Yıldırım’ın durumuna ilişkin basın toplantısı düzenledi. Sendika binasında gerçekleştirilen açıklamada, Yıldırım’a yönelik suçlamaların demokratik hak ve özgürlüklerin engellenmesine yönelik olduğu vurgulandı.
Basın metnini okuyan SES Bakırköy Şube Eşbaşkanı Nezahat Altınsoy Özen, tutuklama kararının sendikal faaliyetleri kriminalize etme amacı taşıdığını belirtti. Özen, “Arkadaşımıza yöneltilen suçlamalar, demokratik ve sendikal faaliyetlerin suç sayıldığı bir anlayışın ürünüdür” dedi.
Soruşturma dosyasındaki iddialara değinen Özen, sendika içi iletişim ve mali harcamaların suç unsuru gibi gösterildiğine dikkat çekti. Özen, “Dosyada, sendika üyeleri arasındaki görüşmeler, sendikanın mali işleyişi kapsamındaki ödemeler ve çeşitli demokratik kurumların etkinliklerine katılım suç unsuru olarak sunulmaktadır. Hatta bir kadın platformu tarafından düzenlenen kadın çalıştayına sendikamız adına katılım sağlanması dahi suç konusu yapılmıştır” ifadelerini kullandı.
Tutuklama kararının emek ve demokrasi güçlerine yönelik genel baskı politikalarından bağımsız olmadığını ifade eden Özen, örgütlenme özgürlüğünün anayasal bir hak olduğunu hatırlattı. Özen, şunları dile getirdi: “Suç olan, demokratik hak ve özgürlüklerin baskı altına alınması, yargının siyasal amaçlarla kullanılması ve hukukun araçsallaştırılmasıdır. Çiğdem Yıldırım’ın tutuklanması yalnızca bir sendika yöneticisinin değil; emek mücadelesinin ve kadınların eşitlik mücadelesinin hedef alınmasıdır.”
Açıklamanın sonunda, sendikal faaliyetlerin meşruluğuna vurgu yapılarak, Çiğdem Yıldırım’ın derhal serbest bırakılması çağrısında bulunuldu.
Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.