enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
48,8202
EURO
56,0237
ALTIN
6.793,64
BIST
13.213,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
21°C
İstanbul
21°C
Yağmurlu
Çarşamba Yağmurlu
16°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
20°C
Cuma Parçalı Bulutlu
22°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
23°C

Büyük Menderes Havzası’nda JES Talanı: İktidarın Tercihi Sermayeden Yana

Büyük Menderes Havzası’nda JES Talanı: İktidarın Tercihi Sermayeden Yana
19 Haziran 2026 08:44
A+
A-

Türkiye’nin en verimli tarım havzalarından biri olan Büyük Menderes Havzası, kontrolsüz şekilde yayılan Jeotermal Enerji Santralleri (JES) nedeniyle ekolojik yıkım ve tarımsal çöküş tehlikesiyle karşı karşıya. İktidarın enerji politikaları doğrultusunda sermayeye açılan havzada, hem tarım arazileri hem de halk sağlığı geri dönüşü olmayan zararlar alıyor.

Türkiye’nin JES Elektriğine İhtiyacı Yok

Denizli Büyük Menderes Ekoloji ve Çevre Derneği Başkanı Şenol Akyol, Türkiye’nin JES’lerden elde edilecek elektriğe aslında ihtiyacı olmadığını vurguladı. Akyol, JES’lere verilen tüm ruhsatlar aktif hale gelse bile toplam tüketimin yalnızca yüzde 5’inin karşılanabileceğine dikkat çekerek, elektrik iletimindeki kaçak ve kayıpların yüzde 15 seviyesinde olduğunu belirtti. Akyol, yatırımların doğayı katleden santraller yerine altyapı modernizasyonuna harcanması durumunda jeotermale ihtiyaç kalmayacağını ifade etti.

Yasal Sınırlar Kağıt Üzerinde Kalıyor

Mevcut yasaların tarım arazileri ve zeytinliklerin 3 kilometre yakınına santral kurulmasını yasaklamasına rağmen, Aydın ve Denizli’de bu kuralın ihlal edildiği belirtiliyor. Aydın’da 39, Denizli’de ise 11 aktif santralin bulunduğunu hatırlatan Akyol, santrallerin doğrudan zeytin ve narenciye bahçelerinin içine inşa edildiğini söyledi. Santrallerden çıkan akışkanların usulüne uygun şekilde yer altına geri verilmediğini (reenjeksiyon) belirten Akyol, bu sıvıların barındırdığı bor mineralinin toprağı zehirleyerek ağaçların su almasını engellediğini vurguladı.

Zehirli Gazlar Ve Artan Kanser Vakaları

JES bacalarından salınan hidrojen sülfür ve diğer zehirli gazların bölgede asit yağmurlarına yol açtığı kaydediliyor. Bu durumun sadece tarımsal verimi düşürmekle kalmadığı, insan sağlığını da tehdit ettiği ifade ediliyor. Aydın Tabip Odası ve Adnan Menderes Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalara değinen Akyol, bölgede kanser vakalarının ve solunum yolu hastalıklarının istatistiksel olarak ciddi oranda arttığını dile getirdi.

ÇED Süreçleri Ve Manipülasyon İddiaları

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinin işlevsizleştirildiğini savunan Akyol, halkın katılımı toplantılarının şirket çalışanları aracılığıyla manipüle edildiğini veya yerel halktan gizlendiğini söyledi. Kırsal bölgelerde istihdam vaadiyle halkın ikna edilmeye çalışıldığını ancak sonuçta tarımın ve hayvancılığın yok olma noktasına geldiğini belirten Akyol, iktidarın tercihini toplum sağlığından değil, sermayeden yana kullandığını ifade etti.

Bu haber Mezopotamya Ajansı kaynak alınarak hazırlanmıştır.